19 Mart 2016 Cumartesi


Arkadaşlar Merhaba,
Aşağıda Cuma derste konuştuğumuz Batlamyus ile ilgili bir parça ve yedi soru var. Sizden isteğim bu parçayı dikkatli bir şekilde okuyup, bu yedi soruya açık-anlaşılır-detaylı cevaplar vermeniz. Çarşamba akşam 21;00 a kadar cevaplarınızı yazmanız gerekiyor. Sorulara cevap verirken yararlandığınız kaynakları (kitap, dergi, internet adresi, vb.) en alta açık bir şekilde belirtmenizi istiyorum. Hepinize kolaylıklar diliyorum...

BATLAMYUS (M.S. 85-165)
Hiç gökyüzüne bakıp korkuyla çığlık attığınız olur mu? Her baktığımızda başka bir yerde olan büyük sarı bir yuvarlak var yukarıda. Bu yuvarlak birden batar gözden kaybolur ve ışık saçan binlerce noktacık görünmeye başlar. Gökyüzüne baktığımızda paniğe kapılmıyorsunuz herhalde. Bu parlak şeylerin ne olduklarını biliyorsunuz. Ufak ve yakın görünmelerine karşın gerçekte Güneş, Ay ve yıldızların çok büyük ve çok uzak olduklarını da biliyorsunuz. Ancak bu bilgileri kendi başınıza edinmediniz. Evren hakkında şimdi bildiğimiz şeyleri öğrenmek için bilim insanları binlerce yıldır, çoğu kez karmaşık aygıtlar kullanarak gökyüzünü inceleyip duruyorlar.

Ancak şimdi gökyüzündeki o şekiller hakkında bildiğiniz şeyleri bir an için unutun ve sonrada sadece eski astronomların kullandıkları –iç aygıtları- yani, gözlerinizi kullanarak onları inceleyin. Gökyüzüne bakarken kendinize “yukarıdaki şu nesneler ne acaba? Ne kadar uzaktalar? Ne büyüklükteler? Dönüyorlar mı yoksa duruyorlar mı?” diye sorun. Sonra da bunları merak eden herkesin yaptığı gibi şu soruyu sorun kendinize: "bütün bunların arasında benim yerim ne?”
Eğer her şeyin merkezinde olduğunuzu hissederseniz, böyle hisseden ilk kişi siz olmayacaksınız. En eski çağlardan yakın diyebileceğimiz zamanlara kadar insanoğlu, Dünyanın evrenin merkezinde olduğunu ve her şeyin Dünya'nın çevresinde döndüğünü düşünüyordu. İnsanların böyle düşünmesinin bir nedeni gözlemlerin bu doğrultuda olmasıydı. Düşünün bir kere, Güneş doğudan doğup tepemizden geçip batıdan batarken o Dünya çevresinde dönüyormuş gibi görünüyordu. Dünya ise size ayaklarınızın altında kıpırdanıp dönüyormuş gibi gelmiyor. İnsanın, Dünya'nın her şeyin merkezi olduğunu düşünmesinin bir başka nedeni de kendini beğenmişliğidir. Yaşadığımız yerin yaşanılabilecek en önemli yer, bütün hareket ve heyecanın merkezi olduğuna kendimizi inandırmak kolaydır. Ancak bu düşünceye bu kadar uzun süre ve bu kadar yaygın biçimde inanılmasın en önemli nedeni Roma imparatorluğunda yaşayan Batlamyus (Ptolemaios) isimli bir bilim insanının kendinden önceki düşünürlerin araştırmalarını toparlayıp üzerine yaptığı çalışmalarıdır.  
Düşünceleri pek uzaklara yayılmış çoğu düşünür gibi Batlamyus'ta doğru zamanda doğru yerde olma şansını yakalamıştı. Bu onun için, ikinci yüzyılda ve Mısır'daki İskenderiye'de olmak demekti. Büyük roma imparatorluğunun resmi başşehri Roma olduğu halde o dönemin bütün ünlü ilim ve bilim adamlarının çalışmak ve fikirlerini paylaşmak için geldikleri yer İskenderiye idi. Kuzey Afrika sahilindeki bu heyecan verici şehirde Batlamyus Dünya –merkezli evrenin nasıl çalıştığının ayrıntılı bir tablosunu geliştirdi ve bunu destekleyici bazı bilimsel düşünceler öne sürdü. 
Batlamyus'u etkileyen sizinde hemen yapabileceğiniz bir deneyin sonucuydu: bir taşı bırakmak. Bir taş parçasını elinizden bırakırsanız havada süzülerek yükselmez, Dünya'ya düşer. Batlamyus Dünya'daki nesnelerle gökyüzündeki nesnelerin aynı kuralı izledikleri sonucunu çıkardı. Taşın hareketi Dünya merkezli olduğuna göre gökyüzündeki nesnelerin hareketleri de Dünya merkezli olmalıydı. Bu Batlamyus'a Güneş'in, Ay'ın, gezegenlerin ve yıldızların havada süzülüp Dünya'dan uzaklaşmadıklarını, her gün geri geldiklerini anımsatıyordu.
Evrenin ayrıntılı bir betimlemesini yapmak için Batlamyus Mars, Satürn, Jüpiter, Venüs ve Merkür (o çağda bilinen gezegenler bunlardı) gezegenleri ile yüzden fazla yıldızın hareketini kaydetti. Yıldızlar Batlamyus'un beklediği gibi, dünya merkezli çemberler üzerinde hareket ediyorlar, ancak gezegenler, bazen kusursuz bir çember üzerinde döner gibi görünmüyorlardı. Böylece Batlamyus gezegenlerin, büyük çemberler üzerinde hareketleri sırasında, "ilmek" denilen küçük çemberler üzerinde de dönmeleri gerektiği sonucuna vardı.
Batlamyus'un çalışmaları İskenderiye'den bütün roma imparatorluğuna, ayrıca Arapçaya çevrilip bütün orta doğuya yayıldı. Bu sonuçlar Hıristiyanlarca da benimsenerek din adamları ve şairler tarafından bütün Avrupa'ya yayıldı ve bu etki bin yıl sürdü. Bir gök bilimcinin gözlemlerine tıpatıp uyan, bu kadar yalın bir güzelliği olan ve insanları her şeyin merkezine oturtan böyle bir evren modeli dünyada yaşayan herkes tarafından çekici bulunmuştu.
Kendinden sonra gelen bilimciler gökyüzü araştırmalarını geliştirdikçe gezegenlerin, Batlamyus'un fark etmediği bazı hareketler yaptıklarını gözlemlediler. Ancak Batlamyus'un modelini dışlamak yerine, eğri büğrü, kargacık burgacık bir sürü ilavelerle yörüngeleri ayarladılar. Batlamyus'un modelini korumak uğruna bilim insanları geçen bin yıllık sürede biraz tavizden kaçınmamışlardı. Ancak ....
“Bilimsel Gaflar Doğruya Giden Eğri Yolda Serüvenler” (Tübitak yayınları, 1999); Mahmut POLAT, (Doktora tez çalışması, 2011)  

SORU 1: Parça içerisinde hiç olgu, genelleme, hipotez, bilimsel yasa ya da teori var mıdır?
A-) Varsa bunlarla ilgili örnekleri metin içerisinden alıntılar yaparak gösteriniz. (Örneğin seçtiğiniz bir cümlenin neden bir teori olduğunu ya da bilimsel yasa olduğunu düşündüğünüzü açıklayınız.)
B-) Yoksa neden bu parçada hiç bu bilgi türlerinin (olgu, genelleme, hipotez, teori, yasa) olmadığını açıklayınız.
SORU 2: Sizce Batlamyus’un hazırladığı açıklayıcı tablo parçanın genelinde öne sürdüğü düşünceler ve açıklamalar sadece kendi zihninin ürettiği öğelerden mi oluşmaktadır? Bilimsel açıklamaları (teori, hipotez, yasa gibi) üretmede bilim insanlarının hangi özellikleri ön plana çıkar?
SORU 3: Batlamyus’un bilimsel çalışmalar açısından en büyük şansı neydi? Bilim insanları neden çalışmalarını başka bilim insanlarına da açmak zorundalar?
SORU 4: Batlamyus öne sürdüğü evren modelini desteklemek için ne yaptı? Bir bilimsel çalışmanın olgusal deneyler ve sağlam gözlemlerle test edilmesi gerekir mi? Sizce deneylerin ve gözlemlerin bilimsel çalışmalar için önemi nedir?
SORU 5: Batlamyus’un Evrene ilişkin modelinin çok uzun süre (yaklaşık bin yıl) ve birçok yerde geçerliliğini koruyabilmiş olmasının nedeni ne olabilir?
SORU 6: Batlamyus’un modelinin gözlem verileriyle uyumu ne düzeyde olmuştur? Sizce bu uyum düzeyi ile bilimsel bir modelin geçerliliği (belli bir zaman içinde bilim çevrelerince kullanılır olması) arasında nasıl bir ilişkiden söz edilebilir? Açıklayınız.
SORU 7: Batlamyus ve daha sonraki yıllarda gelen bilim insanları neden bazı durumlarda evren modeline "ilmek" denilen yeni yörüngeler ya da farklı unsurlar eklemişlerdir? Bu model neden tamamen terk edilmemiş ve onu kurtarmak adına bazı tavizler verilmiştir? Açıklayınız. 

12 Mart 2016 Cumartesi

Arkadaşlar Merhaba,
ÖNEMLİ HATIRLATMA; Öncelikle bu blogu vizeye kadar Cuma sabah grubunda olan arkadaşlar kullanacak, vizeden sonra Cuma öğleden sonraki grup kullanacak, ondan dolayı şimdilik
SADECE sabah grubu yorum yazsın.

Aşağıda Cuma derste konuştuğumuz Arşimet ile ilgili kısa bir hikaye ve beş soru var. Sizden isteğim bu hikayeyi dikkatli bir şekilde okuyup, bu beş soruya açık-anlaşılır-detaylı cevaplar vermeniz. Çarşamba akşam 21;00 a kadar cevaplarınızı yazmanız gerekiyor. Sorulara cevap verirken yararlandığınız kaynakları (kitap, dergi, internet adresi, vb.) en alta açık bir şekilde belirtmenizi istiyorum. Hepinize kolaylıklar diliyorum...



ARCHIMEDES (ARŞİMET)
Buldum buldum diyerek sokakta çıplak koşan Arşimet neyi bulmuştu? Neyin coşkusu içindeydi? Bu soruyu yanıtlamaya geçmeden kısaca Arşimet’i ve yaşadığı dönemi tanıyalım.
Grek kökenli bir aileden gelen Arşimet, Sicilya’nın Siraküz kentinde doğdu. Babası tanınmış bir astronomdu. Öğrenimini, dönemin bilim merkezi olan İskenderiye’de tamamladı; Euclid (Öklid) geometrisi onu neredeyse büyülemişti. Siraküz’e döndükten sonra tüm yaşamını matematik ve bilimsel çalışmalara verdi.
Arşimet’in dikkat çeken bir özelliği çok yanlı bir araştırmacı olmasıydı: ilgi alanı kuramsal matematikten uygulamalı fizik ve savaş mühendisliğine uzanan çeşitli alanları kapsıyordu. Bilimsel kişiliğinde göz alıcı teknisyen becerisiyle üstün matematik yeteneğinin birleştiğini görmekteyiz. Ama ilgi odağında öncelikle koni kesitleri, hidrostatik ve dengeye ilişkin kuramsal sorunlar yer alıyordu. Problem çözme büyük tutkusuydu. Söylentiye göre, kumsalda bir geometri problemi üzerinde uğraşırken kendisine yaklaşan Romalı askerin farkına varmaz, saldırıya uğrayarak yaşamını yitirir.
Sorumuza dönelim: Arşimet neyin heyecanıyla kendini sokağa atmıştı? Ayrıntıya girmeden yanıtı bir cümlede verelim: fizikte şimdi Arşimet ilkesi diye bilinen doğa yasasını bulmanın heyecanıyla!
Hikâyeyi hemen herkes bilir: Siraküz’ün despot kralı Hiero, ölümsüz tanrılar tapınağına konmak üzere kentin tanınmış kuyumcusuna som altından bir taç yapması emrini verir. Kuyumcu, kralın sağladığı altın ağırlığındaki tacı zamanında tamamlar, teslim eder. Ne var ki kimi söylentiler kralı, tacın yapısına gümüş karıştırıldığı kuşkusuna düşürür. Kral gerçeği öğrenmek ister.
Daha o zaman her maddenin kendine özgü bir ağırlığı olduğu, örneğin bir altın parçasının aynı büyüklükteki (aynı hacimdeki) gümüş parçasından daha ağır çektiği biliniyordu. Ne var ki, kralın aynı biçim ve büyüklükte saf altından başka tacı yoktu ki, ağırlık mukayesesi yapılabilsin. Bilinen tek seçenek tacı eritip küp biçiminde dökmek, aynı büyüklükteki küp altınla terazide tartmaktı. Ama bu çözüm uzun emek ve ince bir işçilikle işlenmiş tacı yok etmek demekti. Sorun tacı bozmaksızın kullanılan altın miktarını belirleyebilmekti. Buyurgan kral çaresizdi; ama aptal değildi. Sonunda bilime başvurma gereğini anlar, sorunun çözümünü Arşimet’ten ister.
Hikâyede, Arşimet’in çözüm arayışında düşünsel (zihinsel) düzeyde nasıl bir uğraş verdiğinden söz edilmiyor: sadece banyo küvetine ayak attığında çözümün bir anda aklına nasıl geldiği vurgulanıyor. Arşimet küvete ayak atınca su düzeyinin yükseldiğini fark eder, oturunca suyun taştığını görür ve hemen suya daldırılan bir nesnenin hacminin, yapısal biçimi ne olursa olsun taşırdığı suyun hacmi ile belirlenebileceğini anlar. Öyle ise yapacağı şey basitti: Suyla dolu bir kaba tacı daldırmak, hacmi taşan suyun hacmine denk altın parçasıyla tacı tartmak! Deney tacın saf altından olmadığını ortaya çıkarır; kurnaz kuyumcu suçunu yaşamıyla öder sonunda.

[Bilimin Öncüleri,( TÜBİTAK yayınları, 2001); Mahmut POLAT (Doktora tezi, 2011)]
 

SORU 1: Olaylarla ve olgular ile ilgili gözlemler ve deneysel veriler toplanırken bilim insanlarını genel olarak ne(ler) yönlendirir? Problemin çözümü sürecinde hangi olgusal gözlem Arşimet’i sonuca ulaştırmıştır? Bu hikâyeye konu olan olgu nedir, olay nedir?

SORU 2: Karşılaştığı bu olguyla/olayla daha önce belki başka bilim insanları da karşılaşmıştı. Aynı bilgilere ve gözlemlere onlar da sahip idiler fakat bu ilişkiyi kuramadılar. Peki, Arşimet aralarında ilk bakışta herhangi bir ilişki olmayan iki olguyu bir hipotez içerisinde nasıl buluşturmuş olabilir?

SORU 3: Bir önceki soruya verdiğiniz cevaptan hareketle sizce bilim daha çok prosedürel (belli bilgi, işlem ve süreç gerektiren) midir? Yoksa yaratıcı (bilim insanlarının hayal gücü, sezgisi, yaratıcılık gibi özelliklerine dayanan) yönü daha mı ağır basar? Parçadan örnek durumlarla cevabınızı kısaca açıklayınız.

SORU 4: Parçaya göre Arşimet problemin çözümü için bilimi ve ürettiği teorileri kullanmıştır. Ancak sonuçta kurnaz kuyumcu bunu canıyla ödemiştir. Size göre, bu olayla ilgili olarak, bilimsel bilgilerin bazı sonuçları kötü durumlara yol açıyorsa bu bilgilere kötü ya da iyi gibi değerlendirmeler de bulunulabilir mi? Kısaca açıklayınız.

SORU 5: Genelde tüm bilim insanları ve özelde Arşimet için söylenecek olursa hangi özellikler bilim insanlarının toplumdaki diğer insanlardan farklı düşünmelerini ve bilimsel ürünler ortaya koymalarını sağlar?

10 Mart 2016 Perşembe

2016_Bahar_grubu_Merhaba

Fen Bilgisi Öğretmenliği,
2015-2016 Bahar Dönemi
Cuma sabah grubu Herkese MERHABA...

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Arkadaşlar hepinize Merhaba,
bu haftaki önermelerimiz aşağıda:

22-Tekrarlanabilen deneylerle bilimsel bilgi kesin bir şekilde ispatlanmış olur.
23-Bütün bilim insanları ön yargılarından tamamen arınmış olarak çalışmalarını sürdürürler.
24-Bilim, insanın farklı yöntemlerle evreni anlama ve onu açıklama çabasıdır.
25-Bilim insanları bir konuda araştırma yaparken o konuda var olan önceki teorilerden etkilenirler.
26-Bilim insanları bilimsel bilgiyi oluştururken yaratıcılıklarını kullanırlar.
27-Bilimsel sorular ve yöntemler tarihi-kültürel ve sosyal durumlara göre değişir.
28-Bilimsel bilgi sadece deney ve objektif gözlemler sonucu oluşturulur.
29-Bilimsel teoriler insanlar tarafından kurgulanırlar, keşfedilmezler.
30-Bilim bütün sorulara cevap verir.    

Son gün Cumartesi 22 00
en az üç arkadaşınıza düzgün yorumlarınızı bekliyorum...

29 Nisan 2015 Çarşamba

Gençler Merhaba,
ben unuttum, sesim kısıldı, hastalandım,
ama hiçbirinizde bana hatırlatmıyorsunuz,
Son gün Cumartesi saat 23:00
en az 3 arkadaşınıza yorum istiyorum,
hepinize kolay gelsin...



  9-Bilimsel yasalar keşfedilir, insanlar tarafından kurgulanmaz.
 10-Bilimsel yasalar, evren hakkındaki gerçekleri tam olarak açıklar.
  11-Bilimsel teoriler zamanla yasalara dönüşürler.       
   12- Bilimsel teoriler insanlar tarafından kurgulanırlar, keşfedilmezler.
   13- Bilimsel bilgi kesin değildir, eleştiriye açıktır.     
    14- Bilimsel bilgiler zamanla değişebilirler.
    15- Bilimsel yasalar asla değişmezler.
    16-Bilimsel hipotezler zamanla teorilere dönüşebilirler.
   17- Bilim ve teknoloji aynı anlamdadır. 
    18- Bilimsel modeller (güneş sistemi, atom modeli gibi) gerçeğin tam bir kopyasıdır.
    19- Teknoloji teorik bilimin uygulama alanıdır.
   20- Bilimsel yöntem sabittir ve değişmez.
   21- Bilimsel modeller kendi sınırlılıkları içerisinde gerçeği açıklamaya yardım eder ve zamanla değişebilirler.

21 Nisan 2015 Salı

 Arkadaşlar merhaba, 
Aşağıda yeni önermeler var,
bu günden itibaren herkes bu önermeler için ayrı ayrı yorumda bulunacak,
daha önce belirttiğim gibi yararlandığınız kaynaklarıda yazacaksınız (son gün Cumartesi akşam 20). 
Bu arada internetten copy-paste yapanlar var, bu şekilde yapılan yorumları yapılmamış
kabul edeceğim, siz internetten veya kitaptan okuduğunuz bilgilere kendi yorumunuzu katarak blog a 
yazacaksınız. Derste bahsettiğim gibi en az iki arkadaşınıza yorum yazacaksınız.
Hepinize kolay gelsin...
3- Aynı gözlemi yapan iki bilim insanının benzer çıkarımlar yapması kaçınılmazdır.
4- Aynı olayı gözlemleyen iki bilim insanı farklı çıkarımlara ulaşabilir.
5- Bilim, bilim insanlarının sadece bilimsel yöntemleri kullanarak yaptıkları araştırmaların toplamıdır.
6- Bilimin amaçlarından biri genellemedir.
7- Bilim, insanın farklı yöntemlerle evreni anlama ve onu açıklama çabasıdır.
8- Bilim bütün sorulara cevap verebilir.

9 Nisan 2015 Perşembe

Bilimsel bilginin karakteristik özellikleri
Arkadaşlar aşağıda bilimsel bilgi ile ilgili iki önerme var,
bu günden itibaren herkesten bu iki önermeye katılıp katılmadığını nedenleri ile birlikte yazmasını istiyorum.
Nedenlerinizi açıklarken internet, kitap, dergi gibi kaynaklardan yararlanmanız gerekiyor,
yararlandığınız kaynakları belirtirken, internet adresi, kitap adı v.b. yazmalısınız.
(son gün Pazartesi, akşam 8).
Bu arada internetten copy-paste yapmayın, bu şekilde yapılan yorumları yapılmamış
kabul edeceğim, siz internetten veya kitaptan okuduğunuz bilgilere kendi yorumunuzu katarak blog a yazacaksınız.
Birde halen blog a hiç girmeyen arkadaşlar var, o arkadaşlar eğer yorum yazmazlar ise
bundan sonra dersi takip etmelerine gerek yok.
Birbirinizin yorumlarına mantıklı, cevaplar, eleştiriler yazabilirsiniz (ilerleyen haftalarda bu zorunlu olacak)
Hepinize kolay gelsin...
Son bir not; bu blog tamamen ders amaçlı kullanılacak, herhangi bir laubalilik istemiyorum..

1--Bilimsel bilgi sadece deney ve objektif gözlemlerle oluşturulur

2--Tekrarlanabilen deneylerle bilimsel bilgi kesin bir şekilde ispatlanmış olur